grup yorum sevenler sitesi
  boran fırtınası (1998)
 

                                                                    














Fikriye Kılınç: Solo, Vokal
Özcan Şenver: Solo, Vokal
Vefa Saygın Öğütle: Klasik Gitar, Akustik Gitar
İrşad Aydın: Bağlama, Cura, Vokal
Hakan Alak: Akustik Gitar, Vokal
Ufuk Lüker: Klavyeli Çalgılar, Vokal 






meşale & boran fırtınası

boran bir yaban kuştur. gökyüzünün mavisine bata çıka bir maviş kuş. konmaz hiçbir yere. yuvasından bozkırlara koşan sulardan yuvasına. çok zor yakalanır. şahin bile tutamaz onu kanadından. yabandır. asidir ha, rengi kadar güzeldir.

güvercin sahipleri sevmez boranı. girer evcil sürüsen. peşine kutlaka takılan olur. bazen sürü bile düşer ardına. ya vurulur ya da yaralıyken yakalanır. diğer kuşlarla aynı kafese kapatılır. hiçbir evcil kuşu yaklaştırmaz kendine.

hele bir de güvercin besleyenler evcilleştirmek için kanadının tüylerini çekti mi, vay vay yemez artık yemini. ya açlıktan ölür ya da kafesin demirine kendini vura vura öldürür.

sesi çığlıktır artık, turna indirir. ya gökyüzüdür ya ölümdür boran. boranlar kalktı mapushanelerden. şehre sokulmamış evlerden. dökerek renklerini şehirlerin ufkuna, gittiler dağların doruklarına.

metin: savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





voltada söylenen türkü

yarim salmış efkarını mapusa
kendisi gelmez acep yollar kış mıdır?
kendisi gelmez yollar kış mıdır?

hasret başını eğermiş adamın
mapustan kalkan uzun bir havayım şimdi
mapustan kalkan uzun bir havayım

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum






dunyayi sarsacak karar


onlar, tutsak dustuler...vatan ki; boylu boyunca bir uzun hava...birakmazlar toprak su icsin...bir damla soluga dadanmislar. ondaki hayati almaya...sokaklarda kosan her cigliga olum toplanirdi. hangi anaya varsan, ogul ogul ak...bir irmagin basinda oturmus gozlerini yikar.

kursun isigini yakmis; can ariyordu...

"sevdam onurumdur, egilmez" dediler...has, harbi, yalansizdi sevdalari... ustlerini, baslarini yokladilar...sessizce cikarip omurlerini, topraga icirdiler...vatanin ozgurlesmesi icin, gencliklerinin tam ortasinda omurlerinden indiler; olum orucu´na girdiler!







açlığın yürüyüşü başlıyor

fırtına olanlara rüzgar n’eylesin
günü doğuranlara gece n’eylesin
yüreği bir olanlar yürüyoruz zafere
paylaştıkça çoğalan bu sevda bizim
onur namus adalet bu sevda (kavga) bizim

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





buca'daydı berdan

berdan ki taşardı sevdasından
sevdası taşardı berdan’dan
bakışları sığmıyordu artık mapusa
berdan’ın bakışları koşuyordu
buca barikatlarına

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum

 




vatan buca olmuştu

eylül zamanı çatlamış tohum
yangını dalından taşmış kızıl güllerin
seslerini bırakıp barikatlara
çığlık olup saplandılar suskunluğa

üç yürekle doğrulduk özgürlüklere
yıldız yıldız umudu yazdık göklere

duvar boylarına sıralanmışlar
türkünün sıcağına toplanmış ısınırlar
göz kapaklarına dek sokulan ölüm
teslim alamadı sevdalarını

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum






ümraniye'deydi ilginç

“yaramı sarma, yaram derindir. ümraniye’nin orta yerinde, çiçekler öldü ellerimde...”

ümraniye’nin sızısı, inceden inceye birikiyordu... yangından kopmuş bir közdü ilginç. betonda al bir alev; rüzgarın söndüremediği...

“yaramı sarma!.. çekilmesi gereken sancı, giresiz damla damla çekilmiştir... artık sabır, acıya usta bir volkandır ümraniye’de...”

ümraniye mapusu’nda dört can; insanın en güzel yanıydı. ve onlar, yarına gidenlerin soluğuna katıldı.


ey istanbul bu kaçıncı yiğittir
sevdanın yolunu zafer eyleyen
mapuslardan taşan gökyüzüyüz biz
teslim olmaz özgür tutsaklarız biz

özgürlüğün bedelini biliriz
kurtuluşun yolunda düşeniz biz
zulmün zindanlarına hiç sığmayan
inanç yüklü mavi gökyüzüyüz biz
zulmün zindanlarına hiç sığmayan
teslim olmaz özgür tutsaklarız biz
mecit rıza orhan gültekin’iz biz

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





nurhak'a özlem

nurhak dağları sistir dumandır buzuldur
rüzgar dokunsa yırtılır canım
keskin sivridir laciverdi kayaları

“yak hele kirve, tütün ince tellidir. kor zılfo’nun kaçağı...
gel hele bu yan,
gözüne kaçmasın duman...”
yemliha oturmuş duvarın dibine...


hasreti kıldan ince sevdası atomdan ağır

gözleri tenhalaşmış; dalgın...

gözleri yüreğinin ardına düşmüş düşmüş canım
yani sevdası başında

koşuyordu metris’e doğru... şu ayaz gecenin çakır rüzgarı, başıboş dolaşıyordu metris’in avlusunu... duvardan atlamış sarmaşığa tutunup, tırmandı yemo... apo, haydar, fatih ve hasın’ın uzattıkları kızıl bandı alarak bayrampaşa’ya geri döndü...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





nurhak'a özlem

“yoldaşlar, bizler tutsak düşmeden önce...”
“bayraklarımıza ve şehitlerimize ant olsun ki, zafer biz kazanacağız...”
“ölüm orucu yeniden doğmaktır...”
“ve ben bu gücümle bir kez daha haykırıyorum! halkıma layık olacağım,
yoldaşlarıma layık olacağım...”
“zaferi kazanacağımıza inanıyoruz, bu uğurda ben de şehit düşeceğim...”
“yaşamış sayılmaz zaten, yurdu için ölmesini bilmeyen...”

müzik: grup yorum






halkın 'adalet'i

açlık grevinin 34. günüydü. yarenleri açlığa yatmışlardı. içinde biriktirdiği çığlıklar alıp götürüyordu onu... birşeyler yapmalıydılar...
22 haziran’da tutuşmuş yanıyordu caddeler... halkın “adalet”iydi o... dersim dağlarının boranı... insana yasaktı sevdası... altın ufağı kadardı... sokaklar, caddeler yoktu artık... 22 haziran gecesi kurşunu bitene kadar çatıştı. kurşun yakaladı onu göğsünden... kara kızdı o... kanatları kan, kanatları yaralı... sevdası arttıka, azaldı acıları... kalktı dersim dağlarına... kardelenler günışığına tutunup karı delmişlerdi...
halkına, halkına yasak “adalet”ti o...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





ilk boran kalkıyor göğe

onlar için “yiyorlar” denildi... doğrudur; yediler!.. ömürlerini yediler; düştüler...
63. gün... aygün uğur şehit düştü...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum






aygün'ün vasiyeti

mezarımı yüksen yapın
yar gelende gölgelene
yitirsem de ben bu canımı
el yanında göğsün geçirme

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum

 





bir ömür de...

ya gökyüzüydü, ya ölümdü boranlar... sayıklıyordu berdan... gözleri bela bir kuştu. el dalına tutsak düşmüş bir yaban...
“elimi tut aygün. tut elimden dağlara gidelim... haykırsam adını; ayaz çeliği çatlatanda... ah bir haykırsam!.. sesimdeki adına toplanır tüm dünya...
bir ömür de benden aslanım; bir ömür de...”


insanda saklı bir deprem gibisin
kızıl bayrak altında uyuyorsun
bir ömür de benden aslanım bir ömür de benden
zafer gülüşü yüzünde “yendim” diyorsun

gel hele gel hele gül hele gül hele
dağlar yolunu gözler berdan ol da gel hele
selam salmış bedrettin’im (çakırcalı’m)
ölümü yen gel hele

gözlerin dalmasın kaldır başını
iki olur gerillanın düğünü
bir çıkınca dağlara bir düşünce toprağa
iki olur gerillanın düğünü

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum






berdan çayı'ndan ege dağları'na

toroslar bırakıp gitmişti bolkar dağlarını, tarsus’a. berdan, varoşların incecik gülü... güneşle karışmıştı gözlerinin rengi. bir çeçek kadar utangaç, oturmuş bolkar dağlarına...
bütün sular berdan çayına akıyordu. güneşin ateşini berdan çayında söndürüyorlardı toprağın ırgatları; üstlerinde başlarında, köylerinin yangınını taşıyan göçerler...
berdan barajından su içen bulutlar, ege dağlarına bıraktılar sularını. yağmur kuşağıydı berdan; bir portakal çekirdeğine saklanmış...
civan perçemiyde kayaları parçalayan... göğsümüzün kızıl gülü çatlattı tohumu. portakal çiçekleri öper gibi açmıştı ege dağlarında. ölüm kaçacak delik arıyordu elinden... berdan bir sevdaya düşmüş ölümü andırıyordu.
vuruşa vuruşa tutsak düştü. mahpus damında ince ince soluklanan bir top reyhandı. ölüm orucu’nun ilk gönüllülerindendi. günler yürüyordu. takvim yaprakları birer birer ölüyordu ve berdan sayıklıyordu:
“bizler çok büyük bir insanlıkk ailesinin fertleri olarak, kendimizi hep başlarda hissedeceğiz. çünkü bu insanlık ailesinin fertlerinin önü çok açık. bunu biliyoruz, buna inanıyoruz. biz başarırız...”
yağmur kuşağıldın sen. dağların başına bağladığı gökkuşağı... bir kolunda börklüce mustafa, bir kolunda yıldız ormanları; turnalar dönüyordu başında... berdan buz beyazı, ay ışığı...
akşam alacasında gökyüzünden kopardığı yıldızı alnına taktı... beyaz yıldız, kızıllaştı içindeki yangından...

söz: savaş ezgi
müzik: kemal el tavil

 





tutsak anaları

düş kuramıyordu analar; ölümün dehşetinden...
yıkanmaktan eskimişti anaların gözleri...
birbirlerini acılarından tanıyorlardı...
anaydılar...
çocuklarının ilk evleri onlardı...

“ah yavrum ah!
önce sen taşındın benden
sonra da ben kendimden
ben, bende değilim
ben, sendeyim kızım...”

anaların bir damla gözyaşında
bir şehir bütün kirlerini yıkardı...
ve en çok analar dövülürdü
“boran fırtınası”nda; çocukları dövünürken...

“kızım, yavrum
göğsüm yanıyor...
gözlerin tanımaz beni...”

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum






bir görüş kabininde

ne kadar da ufalmış bedenin
gözyaşıma sığdın sen
açlık mı yemiş ömrünü yavrum
al sütümü iç kızım

saçların beyazına mı
sakladın alevini
yoksa güneş sende mi batıyor
batıyor geceleri

eriyen bedenimi düşünme
göğü giydim üstüme
yüzünü asma kederine anam
yiğitler bitmez bizde

bir ateş olup yaksa da gidişiniz
analar biter mi
ölüm toplasa da çiçekleri
çiçekte tohum biter mi

söz: savaş ezgi
müzik: saffaran halk ezgisi

 





halkımızın gelini

bıçak canlandıran ayazda, türkü yakıp ısınıyorlardı...
güneşi emzirirdi gözleri...
çanakkale’nin en sıcak yeri onlardı...
bayraklarımızın üzerindeki sarı yıldız, kına olup aktı ellerine...
avuçlarına oturttular yıldızları...
yıldızın sarısından ab-ı hayat içiyorlardı...

halkımızın gelini
kınalamış elini
haydi halay çekelim
zılgıtlar sarsın bizi


mitralyöz mitralyöz
halay başı mitralyöz
zafer bizim olacak
can yoldaşım sana söz
(halkımız kazanacak
can yoldaşım sana söz)

vur ha vur ha vur ha vur
mitralyözle vur ha vur
sevdamız kurşun olsun
zulmün üstüne yağdır

idil can çiçek olmuş
toprak ona tutunmuş
hasreti vatan olmuş
kavgasına tutulmuş

söz: grup yorum-savaş ezgi
müzik: grup yorum







ilginç de düştü

erimiş bedeniyle fısıldıyordu ilginç;
“yaramı sarma... yaram derindir!..”
ümraniye’de en öndeydi o...
bir yudum su istedi...
yoldaşları, akarsuyu bir damlalığa sığdırıp getirdiler...
isteği bir avuç kar olsaydı, bir koşuda çıkıp toroslar’ın doruğuna; getirirlerdi...
sıcaklar bela değil, kerbela’ydı...
kumaşlardan, kartonlardan, iplerden yaptıkları bir söğüdün gölgesine uzattılar ilginç’i...
ilginç; taze, serin delikanlı...
söğüdün soluğu; hayattı o...
insanlara hayatt taşırken; yangın çıkardı yanaklarında...
öylesine utangaç, öylesine güzeldi ilginç...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum




yeniden doğuyorsun

sende ölüm bile aydınlık onu da yendin sonunda
bitmez burda bitmez
yürüyünce ölüme karşı yaşamak sonsuz

ağlar aç bir çocuk fabrika kapısında
şimdi ilginç uyanacak

senin sesini duyacak halkım
sabahlar gibi taze bal gibi tatlı ve coşkun umutlu

haydi ilginç yoldaş savur hayatı
senin yüreğin vatandır şimdi
(senin yüreğin halktır şimdi)

hey gidi ilginç hey denizden kop gel
haydi koş yoldaş
sabahlar gibi taze bal gibi tatlı
yeniden doğuyorsun

söz: a. kadir
müzik: grup yorum






sokaklar yürüyordu düşman üstüne

her nefeste bir parça daha veriyorlardı ömürlerinden...
gültepe durmaz artık yerinde...
gültepe’de sokaklar yürüyordu düşman üstüne...
gültepe’de yiğitler beladır ha!..
gözleri namlu gibi açıldı. kapansa mermi yerine can kopacaktı...
baktılar dimdik...
omuz omuza baktılar, nefesimizi kuşatan yılana...
yangından çıkmıştı sanki elleri...
uzanıp silahın kabzasına, vurdular ardı ardına...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum





tedariğini hazırla

zindan alacaklarını topluyor tepeden tırnağa
borcum yok bozdurdum ömrümü
gençliğim düştü payına
tedariğini hazırla
olur ya düşerim senden ayrı

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum





vatan yeni şehitlerle sarsılıyordu

takvim yaprakları birer birer ölüyordu...
vatan yeni şehitlerle sarsılıyordu.
ilginç’in ardından hüseyih demircioğlu ve ali ayata;
zafere atılmış iki adım oldular...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum





vatan yeni şehitlerle sarsılıyordu

denizden bir damla koptu...
billur mavi bir damla. karaburun’a düşer düşmez açıldı.
doğruldu damladan müjdat...
ak libaslı bedrettin yiğitleri, verdiler müjdat’ın avcuna ateşlerini...
gördüler kakülleri kıvır kıvır, kehribar, mercan boncuklu, beş dal örüklü aydın yörükleri...
gördüler kardan kalkamayan keklikler...
gördüler ege dağlarının yanan ateşini


dağlara yaslanır şimdi bizim efeler
avuçları kor alev gözleri kara mavzer
kırlarda şimdi umudun yeli eser
efem egeye benzer
kolkola girince biz meyveye döner filiz
yayılır koyaklardan düze iner sesimiz

haydi efeler...
de yürüyün efelerim yeni doğan gün aşkına hey
de yürüyün efelerim geldiğimiz dün aşkına hey
de yürüyün özgürlüğe verdiğimiz can aşkına hey

büyüyor sevdamız yediveren gül gibi
söylüyor efeler umudun zeybeğini

söz: savaş ezgi-ibrahim karaca
müzik: grup yorum





sahnedeydi idil ve ölüme açılıyordu perde

yavaş yavaş araladı göz kapaklarını...
perdeleri açılıyordu tiyatronun...
sahnedeydi artık idil can...
heyecandan titreyip kasıldı...
ağır ağır kapandı perde...
gülümsüyordu dünyaya...
kadınlar ki; bin yıldır cephe ardında...
kadınlar ki; şimdi düşmüş, dövüşüyorlar cephede...
ayşe gülen, nil, sibel, adalet...
toplanmışlardı başına...
terini sabo siliyordu...
içi bir cehennemdi söndüremiyordu.
“mitralyöz, mitralyöz...”
“kim?” dedi sabo.
“benim!” dedi mitralyöz...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum





güneşe gidiyorlardı

müzik: grup yorum





düğüne gider gibi

gidenin ardından
analar ağıt yakarmış bizim ellerde
ya gelene anam ya gelene anam
düğün bayram edilmez mi doğumlarda
(ateşler yakılmaz mı doğumlarda)

yas tutma ardımdan
aç ana yüreğini yoldaşlarıma
haydi gel bak bekar değilim düğünümüz var bak ana
düğünüm var gelin diye sarıl yurduna

çek tilili gir halaya bile öfkeyle yüreğini
boya acını kin rengine savur düşmanın üstüne
anam... gülüşün tutuştursun acını

söz-müzik: grup yorum





yemliha ile doğrulduk zafere

müzik: grup yorum




ya kazanacaklardı

yan yana dizildiler
el ele tutuşmuşmardı
ya kazanacaklardı, ya da zafere kadar ardı ardına düşeceklerdi
dışarıda analar içeride onlar...
“hayati can da düştü!”
“yoldaşlar ölüm orucu zafere dönüştü!”

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum





ve zafer

“gül yanım, güzel yanım” dediler bu vatana...
yoksulun elindeki bir avuç buğdaya rüzgar olana, fırtına olup dikildiler...
çatladı toprak, sular tutunmaya çalıştı kıyıya...
çiftçiler bıraktılar toprağı sürmeyi. balıkçılar ağları, işçiler fabrikaları...
madenciler çıktılar yeraltından.
mavi boranlar, kanat kanada kuşattılar bütün yaşamı.
bırakarak düşenleri şehirlerin ufkuna, fırtınadan fırtınaya havalandılar...
onlar, onlar borandılar...

söz: savaş ezgi
müzik: grup yorum

 
  Grup Yorum - In Concert 2008  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=